
Duygular hâlâ yüksekken tartışmadan sonra konuşmak
Oku
Tartışma bitmiş görünse bile bedeniniz konuşmaya hazır olmayabilir. Sesiniz yükseliyor, çeneniz sıkılıyor, aynı cümleyi tekrar ediyor ya da gelen mesajı öfkeli bir yanıt yazmak için yeniden okuyorsanız, önce konuşmayı durdurun. O anda kimin haklı olduğunu belirlemeye çalışmak yeni bir tur başlatabilir. Amacınız konuyu kapatmak değildir. Kırıcı sözler eklemeden, daha sonra geri dönebileceğiniz bir ara oluşturmaktır.
Arayı açıkça isteyin ve dönüş saatini birlikte belirleyin. Şöyle söyleyebilirsiniz: “Kırıcı bir şey söylemeyeyim diye bir araya ihtiyacım var. 19.30’da buna dönelim.” Yüz yüze söylemek zor gelirse aynı cümleyi mesajla gönderin. Karşı taraf hemen devam etmek isterse açıklamanızı uzatmayın: “Seni görmezden gelmiyorum. Şu anda iyi konuşamıyorum. 19.30’da burada olacağım.” Verdiğiniz saate uyun. Gecikecekseniz, yeni saati önceden bildirin.
Ara sırasında konuşmayı zihninizde sürdürmeyin. Önce başka bir odaya geçin ya da kısa bir yürüyüş yapın. Su için. Nefes verişinizi uzun tutarak birkaç nefes alın. Ardından kendinize şu soruyu sorun: “Bu konuşmadan sonra neyin farklı olmasını istiyorum?” Suçlamalardan oluşan bir liste hazırlamayın. Göndermeyeceğiniz öfkeli mesajlar yazmak yerine, konuşmada kullanacağınız üç kısa cümleyi hazırlayın.
İlk cümlede yalnızca olan davranışı anlatın: “Planı bana söylemeden değiştirdiğinde...” İkinci cümlede kendi duygunuzu söyleyin: “...göz ardı edilmiş hissettim.” Üçüncü cümlede somut bir ricada bulunun: “Bir dahakine kısa bir mesaj atar mısın?” “Beni hiç düşünmüyorsun” gibi karaktere yönelik bir hüküm yerine görülebilen davranışı seçin. Ne istediğinizden emin değilseniz şunu kullanın: “Şu anda çözüm bulmaktan önce, sözümü kesmeden beni dinlemene ihtiyacım var.”
Konuşmaya döndüğünüzde tek bir konuyla başlayın. Hazırladığınız üç cümleyi söyleyin ve durun. Karşı tarafın görevi önce duyduğunu özetlemektir: “Senden duyduğum şu, plan değişince dışarıda bırakılmış hissettin ve önceden haber vermemi istiyorsun.” Özet eksikse saldırmadan düzeltin: “Yaklaştın, ama benim için asıl nokta haber verilmemesiydi.” Sonra rolleri değiştirin. Duymak, aynı fikirde olmak anlamına gelmez. Her iki kişi de yanıt vermeden önce karşısındakinin ne söylediğini doğru aktarabilmelidir.
İlk deneme yine tartışmaya dönüşürse aynı konuşmayı zorlayarak bitirmeye çalışmayın. “Sesimiz yeniden yükseliyor. Bir ara daha verelim ve şu saatte dönelim” deyin. Karşı taraf uzaklaşırsa peş peşe mesaj göndermek yerine belirlenen saati bekleyin. O saatte konuşmak mümkün değilse yeni zamanı netleştirin. Vardiyalı çalışıyorsanız belirsiz bir “sonra konuşuruz” yerine şunu söyleyin: “Vardiyamdan sonra konuşacak gücüm olmayabilir. Yarın ikimizin de uygun olduğu saati şimdi seçelim.”
Yalnız yaşıyorsanız arayı, mesajlaşmayı durdurup dönüş saati belirleyerek uygulayabilirsiniz. Yakınınızda aile yoksa güvendiğiniz bir kişiye yalnızca desteğe ihtiyacınız olduğunu yazın: “Zor bir tartışma yaşadım. Çözüm istemiyorum, biraz yanımda kalır mısın?” Ortak dilde konuşmak güçse söyleyeceğiniz üç cümleyi önceden yazın ve konuşurken okuyun. Para ayıramıyorsanız yardım ararken bunu ilk mesajda açıkça belirtin: “Görüşme ücretini karşılayamıyorum. Ulaşabileceğim bir seçenek söyleyebilir misiniz?” Bu koşulları saklamak yerine baştan söylemek, uygulanamayacak bir plan üzerinde oyalanmanızı önler.
Aynı konu her konuşmada yeniden açılıyor, verilen aralara uyulmuyor, konuşmalar düzenli olarak hakarete dönüşüyor ya da günlük işlerinizi yaparken tartışmayı zihninizden çıkaramıyorsanız bir profesyoneli dahil etme zamanı gelmiş olabilir. İlk mesajınız şöyle olabilir: “Aynı tartışmayı tekrar ediyoruz. Ara vermeyi ve sırayla konuşmayı denedik, fakat sürdüremiyoruz. Görüşmeye hazırlanmak için ne getirmeliyim?” İlişkide tehdit, kontrol, şiddet ya da birinin güvenliğine dair korku varsa birlikte iletişim alıştırması yapmaya çalışmayın. Önce profesyonel ya da acil yardım isteyin ve durumu doğrudan söyleyin: “İlişkimde güvenliğim konusunda korkuyorum ve şimdi ne yapacağımı bilmem gerekiyor.”








