
Kaygıyı, büyümeden bırakmak
Oku
Kaygı bazen bir toplantıdan önce, gece yatağa girdiğinde ya da yanıtlamadığın mesajlara bakarken belirir. Düşüncelerin hızlanabilir, omuzların yukarı kalkabilir ve aynı şeyi sürekli kontrol etme dürtüsü gelebilir. Bazı kişiler bunu hemen “Kendimde bir sorun var” diye yorumlar. Önce yorumu değil, işareti yakala. Ekrana bakıp hiçbir şeye başlayamamak, kısa bir konuşmayı zihninde tekrar etmek veya işten çıktıktan sonra bile sıradaki görevi düşünmek, durma anını seçmen için yeterli olabilir.
Erken gerilimi fark ettiğinde, bulunduğun yerde doksan saniye dur. Mümkünse yaptığın işi bırak, iki ayağını yere bas ve çevrende sabit bir noktaya bak. İçinden ya da alçak sesle “Kaygıyı fark ediyorum” de. Ardından şu cümleyi ekleyebilirsin: “Şu anda her şeyi çözmem gerekmiyor.” Zihnin yeniden “Kendimde bir sorun var” derse, onunla tartışmaya girme. Aynı cümleye dön ve sıradaki adıma geç.
Altı sakin nefes al. Her nefes verişin, nefes alışından biraz daha uzun sürsün. Saymak seni daha çok geriyorsa, sayıyı takip etmek yerine yalnızca nefes verişini acele etmeden tamamla. Omuzlarını zorla indirmeye çalışma. Ayaklarının zemine temasını fark etmen yeterli. Ortam uygun değilse, örneğin masanda başkaları varsa, bunu sessizce yapabilirsin. Kimseye açıklama yapmak zorunda değilsin.
Sonra 3, 2, 1 uygulamasına geç. Gördüğün üç şeyi tek tek adlandır: “Pencereyi, bardağı ve kapıyı görüyorum.” Duyduğun iki sesi söyle: “Bilgisayarı ve dışarıdaki sesi duyuyorum.” Bedeninin sandalyeye, yere ya da giysine değdiği bir noktayı seç: “Ayaklarımın yere değdiğini hissediyorum.” Doğru nesneyi veya sesi bulmaya çalışma. Dikkatini o anda gerçekten bulunduğun yere çevir. Bir ayrıntıyı kaçırırsan, sıraya kaldığın yerden devam et.
Korkutucu bir senaryo geri gelirse, önüne “Şu düşünce aklımda...” ifadesini koy. Örneğin, “Şu düşünce aklımda: Bu işi mahvedeceğim” diyebilirsin. Şu an doğru olup olmadığına karar vermen gerekmiyor. Düşünceyi fark et ve çevrene dön. Ardından kendine “Önümüzdeki on dakikada ne yapabilirim?” diye sor. Tek bir mesaja yanıt ver, doktoruna soracağın bir soruyu yaz, su iç ya da kısa bir yürüyüş yap. İş için zaman kazanman gerekiyorsa, “Mesajını gördüm. Yanıt vermeden önce düşünmek istiyorum, sonra döneceğim” diye yazabilirsin.
İlk uygulamadan sonra kaygı sürerse, bunu başarısızlık olarak yorumlama. Sırayı yeniden başlatmak yerine hareketi daha da küçült. Mesajın tamamını yazamıyorsan yalnızca ilk cümleyi hazırla. Yürüyüşe çıkamıyorsan ayağa kalkıp bulunduğun yerde çevrene bak. Nefesine odaklanmak zor geliyorsa, doğrudan 3, 2, 1 uygulamasına geç. Birine ulaşmak istersen şu mesajı gönderebilirsin: “Şu an biraz gerildim. Müsait olduğunda benimle kısa süre konuşabilir misin?” Yanıt gelmezse başka bir güvendiğin kişiye yaz veya doktoruna söylemek istediklerini not et.
Yalnız yaşıyorsan uygulamayı sesli yapmak zorunda değilsin. Cümleleri telefonuna yazabilir ve gözünün önünde tutabilirsin. Yakınında ailen yoksa, konuşma isteğini bir arkadaşına veya güvendiğin bir iş arkadaşına gönderebilirsin. Vardiyalı çalışıyorsan belirli bir saati bekleme. Gerilimi fark ettiğin ilk molayı kullan. Paran yoksa herhangi bir araç satın almadan ayaklarını yere basma, çevreni adlandırma, su içme ve kısa yürüyüş adımlarını uygulayabilirsin. Dil engeli varsa, anlatmak istediklerini önceden bildiğin dilde yaz. Görüşmede “Konuşurken kelimeleri bulmakta zorlanıyorum. Hazırladığım notu okuyabilir miyiz?” diyebilirsin.
Kaygı düzenli olarak günlük yaşamını aksatıyorsa, bir hekimle ya da ruh sağlığı uzmanıyla konuşmayı düşün. İşe başlayamamak, toplantılardan kaçınmak, uyku sorunu yaşamak, mesajları yanıtsız bırakmak veya günlük işlerini sürekli ertelemek gözleyebileceğin işaretlerdir. Görüşmeye şu cümleyle başlayabilirsin: “Kaygı günlük yaşamımı aksatıyor. Ne zaman ortaya çıktığını ve yapmakta zorlandığım şeyleri anlatmak istiyorum.” Destek istemeyi “psikoloğa gitmek ayıp mı” düşüncesi yüzünden erteliyorsan, kaygını doğrudan söyle: “Aileme söylemeden konuşmak istiyorum. Kimse duymadan görüşmek benim için önemli. Gizlilik ilkesi nasıl uygulanıyor?” Bu soruları hekime ya da ruh sağlığı uzmanına sor.





